www.vizyonkenthaber.com

1 2

Sarıdoğan’dan çarpıcı değerlendirmeler !

Sarıdoğan’dan çarpıcı değerlendirmeler !
10 Mayıs 2018 - 17:02

Saadet Partisi Kocaeli Milletvekili aday adayı Recep Sarıdoğan, 100 bin imza kampanyası, ülke gündemi, Millet İttifakı konularında çok çarpıcı açıklamalar yaparak, bilgiler aktardı.

Akıcı üslubu ve Saadet Partisi’ne ait konuşma tarzıyla açıklamalar yapan Sarıdoğan, 100 bin imza baskısının tam tersine döndüğünü ve farklı kesimlerden olan insanları bir araya getirerek, aynı masa etrafında toplanılabileceğini, anlaşıp, konuşulabileceğini gösterdiğini söyledi.

Saadet Partisi önemli bir çıkış yaşadı

Recep Sarıdoğan, açıklamalarının başlangıcında partinin ve Genel Başkan Temel Karamollaoğlu’nun bir profilini çizerek, “Genel Başkanımız Temel Karamollaoğlu Hayır oylamasında ki üslubu ile kamuoyunda dikkat çekti. Bu zamana kadar partimizin söylemlerine yer vermeyen basın, haber değeri yakalayınca ve farklı söylemler olduğunu görünce ilgi gösterdi. Problemlerin nasıl çözüleceği, insanları kamplaştırmadan ülke yararına siyaset yapıldığını görünce kamuoyunda tanınırlık ön plana çıktı. Kongre sonrasından bu güne 1.5 yıl geçti. Bu kısa süre zarfında Türkiye’de bir şeylerin ters gittiği anlaşılınca, ekonomik kayıplar ortaya çıkmaya başladı ve bu durum itinalı söylemlerle kamuoyuna aktarıldı. Bunun sonrasında Saadet Partisi’ne karşı ciddi bir yöneliş başladı. Bu söylemler ne ana muhalefetten, ne de diğer muhalefetlerden duyulmadığı için dikkat çekmeye başladı. Bu söylemler eşliğinde seçim atmosferine girildi. Mutlaka erken seçim olacağını Genel Başkanımız söylemişti. Söylemlerde, iktidar partisinin tarih olarak 15 Temmuz’u seçebileceği ve darbe girişimi tarihini kullanabileceği tahmin ediliyordu ama 24 Haziran’a çekildi. Seçimlerde bir yüzde 10 barajı sorunu vardı. Bu baraj ya sıfıra çekilmeliydi, ya da çok düşük rakamlara inmeli ve her siyasi parti mecliste temsil edilebilmeliydi. Bu dönemleri kendileri de yaşadığı için Genel Başkanımız barajın inmesi gerektiğini savundu. Fakat, istikrar sürsün denilerek bu konuda çalışma yapılmadı. Son olarak Devlet bahçeli AK Parti’ye dahil olunca anlaşma yapıldı. İki siyasi parti kendi amblemleri ile seçime girecek, ittifak sonucu baraj aşmış sayılacaklar. Bu uygulama sonrasında siyasi partiler kendi aralarında görüşmeye başladılar ve önce başkanlık, daha sonra da ittifak çalışmalar başladı. İktidar partisi bu konuda Saadet Partisi’ni adeta yol haline getirdi ve ittifakta yer almamızı istediler. Bizim koşulumuz, Saadet Partisi’nin de ambleminin oy kağıdında yer alması, safi ve yeniden yerli, milli politikalara, yani parlementer sisteme dönülmesi oldu. Onlar, amblemi kabul etmeyip, 48 yıllık bir siyasi hareketin partisini kapatarak kendilerine dahil olmamızı istediler. Tabii ki, dünyada ki , mazlumların, Müslümanların sesi olan Saadet Partisi bunu kabul etmedi. Sonrasında da İYİ Parti, DP. Ve CHP ile Millet İttifakı yapıldı. Bu Millet İttifakı ile baraj sorunu sıfıra inmiş oldu. Geçmişte seçmenimiz baraj sorunu var diye bize oy vermeyip, başka partiye kullanıyordu. Şimdi rahatlıkla seçmenimiz oyunu bize kullanacak, her parti kendi oyuyla kazandığı Milletvekili sayısıyla Mecliste yerini alacak” dedi.

Başkanlık sistemi

Sarıdoğan Başkanlık sistemi ile ilgili görüşlerini de belirttiği söyleşinin devamında, “Başkanlık sistemi bu hükumet tarafından getirilen yeni bir sistem ve sayı çokluğuyla alındı. Vatandaşın da detayını, uygulamasını tam olarak bilmediği bir sistem. Bu sistemin Türkiyeyi ileri mi götürür, yoksa tek adama verilen yetki ülkeyi kaos ve sıkıntılara mı sokar bilinmeden oylama yapıldı. Sonucun da yüzde 51 mi, yoksa 49 mu olduğu halen daha tartışma konusu. Biz Başkanlık sistemine karşı değiliz ama kuvvetler ayrıcalığı, özellikle de yargının daha güçlü olmasını savunuyoruz. Adaletin tam anlamıyla uygulanması, kanunların mecliste milletvekilleri tarafından tartışılarak çıkartılması için parlamenter sistem en uygun olanıdır. Başkanlık sistemi bunu bozmamalı, yetkileri parlamentodan ve yargıdan üstün olmamalıdır. Gerektiğinde parlamento ve yargı Başkanı denetleyebilmelidir. Bu nedenle Hayır blokunun yanında yer aldık. Bugün geldiğimiz noktada, seçimlerin erkene alınmasıyla, yani baskın seçimle birlikte, daha milletin seçeceği Cumhurbaşkanı’na nasıl oy kullanacağı belli olmadan, yangından mal kaçırırcasına seçim kararı alındı. Bu kararın altında yatan asıl gerçek Türkiye’nin gündemini belirleyen, söylemleriyle oyu artan Saadet Partisinin büyümesidir. Genel Başkanımızın söylemleri ve uygulamasıyla takdir toplaması, muhalefeti şahıslar üzerine değil ülkenin problemlerinin çözülmesi yönelik çabasıyla dikkat çekmesidir. Saadet Partisi’ne olan teveccüh ve ilginin artması bu kararı getirdi. Saadet Partisinin söylemleriyle birlikte çözüm üretebilecek, ülkenin ekonomik, sosyal ve dış politika çıkmazından kurtaracak tek siyasi hareket olduğu, aynı zamanda insanların mezhebine, meşrebine bakmadan, ayrıştırıcı değil birleştirici rol oynaması ve kamuoyunda bir anda yükselişi iktidarı rahatsız etti. Seçimler bir yıl sonra yapılsaydı Saadet Partisi çok daha yukarılara çıkacağı için bu gerçeği görüp, önünü kesmek amacıyla erken seçim kararı aldılar. Erken seçim kararı alınmasının bir diğer nedeni de ekonominin iyi gitmemesi, dövizin her gün yükselişi, alım gücünün zayıflaması da olmuştur. Türkiye’de üretimden çok tüketim ekonomisi ön planda tutulduğu için üretmeden tüketen, ülkenin kaynaklarını betona gömen, yol, köprü yapan iktidar, esnafının, köylüsünün, işçisinin ve memurunun aylığını ne yazık ki ülkenin kaynaklarını satarak elde ettiği gelirlerle ve borçlanarak ödemiş, günü kurtarma politikası uygulamıştır. Bu da ülkede yaşanan krizin her geçen gün artmasına neden olmuştur. Erken seçim kararı da bu kriz daha da artacağı için alınmıştır” şeklinde konuştu.

İmza kampanyası ters tepti

İmza kampanyası hakkında da değerlendirme yapan Sarıdoğan, “Cumhurbaşkanlığı adaylığı için bir engel olacağı düşüncesiyle çıkartılan ve mecbur bırakılan 100 bin imza koşulu 21. Yüzyıl da Türkiye’ye yakışmadı. Sözde Türkiye çok yol katettiğini söyleyen iktidar partisi insanları bir şekilde seçim kurullarına mahkum edip, eziyet çektirmiştir. Birçok ilçede seçim kurulu olmadığı için insanlar il merkezlerine gitmek zorunda kalmıştır. Bu da iktidarın çıkarttığı kanunla parlamento da gurubu bulunmayan diğer adayların önünü kesmek için yapılan antidemokratik uygulama olmuştur. Bu 100 bin imza koşulu olmadan, insanlarımız daha rahat ve özgürce hareket edebilmeli, Türkiye’de seçime girme hakkını yakalayan siyasi partiler hiçbir şart güdülmeden adaylarını Cumhurbaşkanlığı seçimine sokabilmeliydiler. Bu imza olayı bir şekilde insanlarımızın tepkisini çekti ve beklenenin aksine kenetlenmeyi sağladı. Her görüşten insanlar, parlamento da gurubu bulunmayan partilere seçime girebilmeleri için imza vermiş, bunun için seçim kurulları nünde kuyruklar oluşmuştur. Özgürlük ve demokrasi adına imzaya koşan insanları bu uygulama birleştirmiş ve kaynaştırmıştır. Bu da hükumetin birçok ayıbı gibi tarihe not olarak yazılmıştır. İnşallah milletimiz bu kadar engellemelere, ötekileştirmelere rağmen sandıkta iktidar partisini oylarıyla cezalandıracaktır” dedi.

Millet İttifakı

Sarıdoğan, 4 partinin birleştiği Millet İttifakı hakkında da bilgiler vererek, ”Millet İttifakı Türkiye’de çok önemli bir çalışmanın altına imza atmıştır. Burada partiler ve görüşler farklı olsa da ülkemizin ve milletimizin geleceği, siyasi partilerin geleceğinden önemli olduğu için toplumun bir arada, birlikte olabilmeleri, görüş ve düşüncelerini kavga etmeden , ötekileştirmeden, özgürce söylemeleri, gelecekte ülkemizin normalleşmesi açısından önemli bir olaydır. Burada her kes kendi partisine oy verecek, parlamentoya aldığı oy oranında vekil gönderecektir. Millet İttifakı barajların sıfırlanmasına, her görüşün ve düşüncenin parlamento da temsil edilmesine vesile olmuştur. Ülkemizin geleceği, milletimizin gelecek umutlarının yeşermesi 80 milyonun birlik ve beraberlik içinde hareket etmesine bağlıdır. Milletimiz bu seçimde bir kişinin değil, ülkenin geleceğini oylayacaktır. Kim gelmesin seçimi değil, kim gelirse 15 yaralarını saracak, birlik ve beraberliği oluşturacak, ülkenin üzerinde oynanan oyunların farkına varacak ve sonlandıracak, ona karar verecek. Yolsuzlukların, adaletsizliklerin, hak gasplarının arttığı, ülkemizin değerlerinin yok edilmeye çalışıldığı bir dönemin geride bırakılması, yeniden ülkemizin kalkınma planlarının milli, yerli politikalara dönülmesinin sağlanması, insanların daha güvenli bir hayat yaşamaları, korkunun değil huzurun hakim olduğu bir Türkiye özlemini bu seçimle, Saadetle birlikte yakalama şansımız var. Milletimiz bu seçimde çok iyi karar vererek, içinde bulunduğu girdaptan kurtulma fırsatını değerlendirmelidir. Yoksa bu hepimizin son seçimi olabilir” dedi.

KÖŞE YAZARLARI
FİRMA ARAMA
SON EKLENEN FİRMALAR

www.vizyonkenthaber.com Tüm Haklari Sakladır.