Reklam
Reklam
Reklam
$ DOLAR → Alış: 5,45 / Satış: 5,47
€ EURO → Alış: 6,19 / Satış: 6,21

MİLYONDA BİR..

Yasemin KAYA
Yasemin KAYA
  • 26.01.2019

En çok neyi tüketiyoruz hayatta? Maddiyatı mı maneviyatı mı?Somut varlıkların tükendiğini net bir şekilde görmekten kaçamadığımız için hâliyle çoğunluğun cevabı maddiyat olabiliyor.Hayatımızdaki her şey hep daha fazla ve çok çeşitli olsun istiyoruz.Üretim çağında müthiş bir tüketim yarışı içerisindeyiz.Ürettikçe tüketiyoruz.En ufak araçtan en büyük araca sadece bir taneyle yetinmeyip bir kaç tane alıyoruz.Son çıkan arabalar,telefonlar,bilgisayarlar,kıyafetler,aksesuarlar,mutlaka bizim olmalı.Hatta aldığımız bir şeyden bir renk değil birkaç renk olsun istiyoruz.Mesela siyah ayakkabının mutlaka mavisi de olmalı; pembe gömleğin yeşili de beyazı da olmalı.Ve bir de telefonlarda özellikle bir “Iphone takıntısı” almış başını gidiyor ki anlatmakla bitmez.(Doların artışına olan tepkilerden dolayı da kimileri tarafından sözde orijinal Iphone’ların da güya tepki olarak ayaklar altında parçalandığını gördük) Asgari ücretle evini zar zor geçindirenler,sırf onda var bende nasıl yok gibi özentilerle gece gündüz emek verip kazandığı asgari ücretle,onlarca taksit yaptırarak Iphone marka telefonu almak için yaşıyor.Sorsanız kim bilir aciliyeti olan neleri vardır yuvasının,kendisinin veya çocuğunun..Limiti dolmuş taşmış olan ödenmemiş kredi kartı borçları veya ödenmesi gereken daha neler neler ama Iphone her şeyden önemli tabi ki.Bu bencillik,kendini bilmezlikle çılgınca tükettiğimiz nice şeyler daha var hayatta.Kişi böyle yaparak başta kendi emeğini sömürüyor ve kendine zulüm yapıyor.Neden bu özenti,bu eziyet bunun için mi?Sorsalar herkes kapitalizmin bir numaralı düşmanı.Ama gelin görün ki söylediklerimizle yaptıklarımızın hiçbir alakası yok.Gelirimiz ne kadar olursa olsun ,mutlaka onu aşacak giderler bulabiliyoruz.Hayatımızın her köşesine yer eden kapital yaşam tarzı etkisini manevi değerlerin yitirilişinde de göstermektedir.Sahip olduğumuz teknolojik gelişmeler sayesinde dijital platformlar aracılığıyla tanık olduğumuz haberler,ölümler,tacizler,cinayetler,savaşlar ise manevi değerlerin nasıl tüketildiğini çok net bir şekilde gözler önüne seriyor.Telefon örneğindeki gibi maddiyatla sahip olduğumuz şeyler maneviyatı da yok edebiliyor.Kimi zaman bazı insanların acılarıyla eğlenmesine(!) insanların duyarsızlaşmasına ve acımasızlaşmasına da sebep olabiliyor.Ya da bir cinayetin nasıl işlendiğinin sonuna kadar gösterilmesi,başlangıçta ürperti yaratabiliyor ama izleye izleye zamanla insanlardaki acıma duygusunu da köreltebiliyor.Alışıyoruz ve alıştıkça şaşırmıyoruz!… Örneğin,gelinini aşığıyla basan kayınvalideden,çırılçıplak sokağa kaçan adamın halk tarafından linç edildiğine,kimimiz medya aracılığıyla kimimiz ise birebir şahit oluyoruz.Adamı o halde gören bir sürücü,aracını adamın üzerine sürüyor,herkes kendince onu cezalandırıyor ama aslında yanlış olan rezilliğe rezillikler le cevap vermek değil mi? Bence en kötüsü bu.Bir insanı hatasıyla veya davranışıyla yargılamak.(Ki hataysa; bu,duruma ve kişilere göre değişkenlik gösterir) Bunu medyanın da yerden yere vurarak,olduğu gibi yansıtmasının da doğru olmadığını düşünüyorum.Ayrıca sürekli namustan bahseden ve ahlaka aykırı her şeyi yapan kişiler de kendilerine asla bakmadan nice benzer duruma namussuzluk diyerek tepki göstermekten vazgeçmiyor.Aşkı zor şartlarda asıl yaşayanlar da maalesef bu olaylar nedeniyle arada kaynayıp gidiyor.Bu davranışlar ne namusla yorumlanmalı ne aldatmayla.Bu davranışlar ancak; “milyonda bir kişide” can bulan aşkın adını kirletir,kirletti.Kişi karşısındakini değil ancak kendini aldatır.Mesela evli bir erkeğin evli bir kadınla veya bekar bir kadınla,farklı heyecanlar yaşamak için görüşmesi ya da rahat davranabilmek için kendine ayrı bir ev açması veya evli bir kadının bu şekilde davranması ,sadece skor peşinde ve zevk peşinde olmalarındandır.Sapıkça düşüncelerdendir ya da bu ruhsal bir hastalığın bu şekilde dışa yansımasıdır. Her zaman bir başkası,bir başkası,bir başkası!…Bu arayış; aşktan değildir tatminsizliktendir. Ardında bıraktığın düzene bakıcı arıyorsan aşık değilsindir,ki karşısındaki üçüncü ya da kim bilir kaçıncı insanın da duygularıyla eğlenmek karaktersizliktir,içinde aşk olmayan her şeyde art niyet vardır.Evlilik aşka engel tanımaz,aşk her koşulda bitebileceği gibi her koşulda da başlayabilir. İnsan evliyken de aşk bitebilir bir başkasını da sevebilir,o zaman giden gider biten de biter.Bunu çıkarları için gizlemek,alışkanlık haline getirdiği için yapmak bencillikten başka bir şey değildir.Budur maneviyatı tüketen,yok eden.Aşkın adını da şanını da cinsel çıkarları uğruna batıranlar bu gibi durumlardır.Yine “Azgın teke sendromu” olarak bilinen,orta ve ileri yaştaki erkeklerin cinsel yaşamındaki biyolojik gerilemeyi kabullenememeleri gibi durumları bahane ederek eksikliklerini kapatmak için yaptıkları,sevgi de değil,aldatma da değil zevk düşkünlüğüdür,bir çeşit sapıklıktır.Cinsellik,aile ve evlilik konularında toplumu bilgilerinden Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği-CİSED’in yaptığı araştırmalara göre aldatmaların çoğu cinsel hayattaki uyum problemlerinden,gerilemeden,kişilerin birbirlerine olan sevgisizlik ve ilgisizliğinden kaynaklanmaktadır.İlgi derken kasıt; yaptığımız davranışlarla,hayatımızdaki insanları bunaltmak değildir.Teknoloji sevgimizi saygımızı yok etmek için gelişmediği halde vücudumuzun bir parçası olan telefonla,tek bir dokunuşla hayatımızdaki kişileri günde belki en az on defa arayarak,bıktırarak merakımızı değil özlemeyi öldürüyoruz,saygıyı da sevgiyi de aşkı da öldürüyoruz.Durumlar tüketim çağını sadece maddiyatla sınırlandırmamamız gerektiğini gösteriyor.Günden güne yitirdiğimiz sevgi,saygı gibi önemli kavramların karşılığı neredeyse yok artık. Gerçek anlamda aşkı bulan,koruyan,yaşayan,yaşatan elbette ki az da olsa var ve onlar dünyadaki en şanslı insanlar bence.Çünkü sevgiyi harcayalı çok zaman oluyor.Ve böylelikle diyebiliriz ki; bu büyük tatminsizlikle bir gün onunla,diğer gün bir başkasıyla geçirilen zamanın aşkları da “kapital aşklar” artık.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: