Reklam
Reklam
Reklam
$ DOLAR → Alış: 5,69 / Satış: 5,71
€ EURO → Alış: 6,38 / Satış: 6,40

ENSEST’İ HAYKIRARAK DURDURACAĞIZ!

Yasemin KAYA
Yasemin KAYA
  • 19.01.2019

“Bir çift güvercin havalansa

Yanık yanık koksa karanfil

Değil bu unutulur şey değil

Çaresiz geliyor aklıma.”

Melih Cevdet Anday’ın bu güzel sözleriyle başlamak istedim bu kez konumuza.Ezgiler sevinçlerimizi hatırlattığı gibi acılarımızı da tazelemekte.Aklımıza kazınan çaresiz kaldığımızı hissedebildiğimiz konulardan biri de bu maalesef.Şarkısını da çok sevdiğim bu şiir,kalbimde derin anlamlarıyla yer bulur her zaman.İnsanların çaresizliklerinden veya zayıflıklarından maruz kaldığı,ülke genelinde çoğu kişinin,medyanın,kapatmaya çalıştığı,gündeme getirilmek istenmeyen durum: “ENSEST!”

Aile bireyleri ve akrabalar arasındaki gönüllü veya gönülsüz yaşanan cinsel ilişki. 

“Arapça “Fücur;zina,haram” anlamlarına karşılık gelen kelime dilimize Fransızca’dan girmiş olup “ıncestus;sınırı aşan,yasak,aile ilişki cinsel birliktelik” anlamlarını taşır.Türk Dil Kurumu ise ensesti aile içi yasak ilişki şeklinde tanımlamıştır.İstisnai söylemler hariç tüm dünya ülkelerinde ve dinler bazında, “öncelikle insani olarak düşünüldüğünde” anormal olarak karşılanan uygunsuz durumdur ensest.

WHO (Dünya Sağlık Örgütü) tarafından ise ensest “sessiz sağlık acil durumu” olarak tanımlanıyor.Amerikan Sağlık Eğitim Ve Koruma Bilimi’nin 1980 yılında yaptığı tanıma  göre ise ensest; “Aile içinde ana-baba figürüne sahip kişilerin çocuğa yaptığı cinsel saldırıdır.Uluslar arası yayın yapan Medical Science Monitor tarafından 2014’te yapılan araştırmaya göreyse ensestin en yaygın görülen şekli babanın kızına yaptığı cinsel saldırıdır.Yalnız durum burada sadece babanın kızına yaptığı cinsel saldırı şeklinde daraltılmamalı;annenin oğluna,ablanın kız kardeşine,erkek kardeşine,dayının,teyzenin,amcanın yeğenlerine ,dedenin torununa,kuzenin kuzenine,erkek kardeşin erkek kardeşine,kız kardeşine,annesine,babasına,ablasına yaptığı ensesti de unutmamak gerekir.Bu durumlar da enseste dahildir.

Ülkemizde Nüfus Bilimleri Derneği’nin 2007’de yaptığı araştırma olan,ayrıca “Türkiye’nin ilk ensest raporu” olarak nitelendirilen çalışmada on sekiz yaş altı grubun maruz kaldığı ensest olayları ise 2017 araştırmalarıyla kıyaslanacak olursa hiç de azalmış değil. Maalesef ki son veriler  %40’lık bir oranla karşımıza çıkmakta.Ve ensestin 2017 araştırmasını yapan Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun yaptığı bu çalışma ise lanse edilmesi engellenen ensest raporu olarak gündeme yansımıştır.TKDF’nin 56 ilde yaptığı bu araştırmalara göre en az on evin dördünde ensest vakasına rastlanıyor. Ayrıca bu araştırmadan çıkarılan bir diğer sonuç ise durumun daha vahim olduğunu gösteriyor.Adı belirtilmeyen bir ilimizdeyse ne yazık ki ensest ilişkinin yaşanmadığı bir aile yok! Belirtilen rakamlar ise sadece bildiklerimiz,bilmediğimiz nice örneğin olduğundan şüphem yok.Önceki yıllardaki olayların saklı kaldığını,sonraki yıllardaki oranlarınsa gün yüzüne çıktığı için artış göstermiş gibi göründüğünü düşünüyorum.Çünkü maalesef ayıbı yapanın değil ayıba maruz kalanın suçlandığı,yargılandığı bir ortamdayız.Çoğu kişi aile baskısından,korkudan,araya giren sesi baskın kişilerin vesilesiyle konuyu ya kapatmak zorunda kalmış ya da varsa bir de bebeği hunharca öldürerek vakayı ortadan kaldırmaya çalışmıştır.Tabi ki bebeklerin hayatına son vermekle ve mağdurların dövülerek,susturularak,onlara intihar süsü verilerek öldürülmesiyle bu sorun ortadan kaldırılmıyor.

Haberlere baktığımızda 2007’de Van/Erciş’te bir caminin önüne bırakılan bebeğin,Ağrı’da on sekiz yaşındaki bir genç kızın abisi tarafından uğradığı cinsel saldırı sonucu dünyaya geldiğini öğreniyoruz.

2010’da Kocaeli’de eniştesi tarafından yıllarca tacize uğrayan genç kızın yaşadığı zihinsel,psikolojik ve duygusal travmaya ne yazık ki birebir şahıstan duyarak ben tanık olmuşumdur.Benzeri bir olaya da Van’da babası tarafından gebe kalan bir genç kızın,başkasıyla beraberlik yaşayıp babasına iftira attığı söylenerek (ki DNA sonuçları genç kızı doğrulamıştır) uğradığı fiziksel saldırı sonucu duyduklarımız ve gördüklerimizle ona da tanık olduk.

2012’de Tokat’ta 16 yaşındaki öğrencisinin vücudundaki darp izlerini gören öğretmen,araştırması sonucu,genç kızın,babasının cinsel istismarına maruz kaldığını öğreniyor.

2013’te Bodrum’da bir babanın üç buçuk yaşındaki kızını iki buçuk yıl boyunca taciz ettiğini,bebeğin teyzesinin tesadüfen görmesiyle basından öğreniyoruz.Çocukların karşı koyamayacağını düşünerek çaresizliklerini kullanmak,anlatsa da onlara kimsenin inanmayacağını düşünmek insanlık dışıdır,en büyük acizliktir.Lanetler ederek yazıklar olsun diyorum.

2017’de Diyarbakır’da dokuz yaşındaki kızının ağzını iplerle ve bantlarla kapatarak, zorla iç çamaşırları giydirerek tecavüz eden babayı,aynı yıl sunucu Murat Başoğlu’nun yeğeniyle belgeler halinde basına yansıyan ensest ilişkisini,2018’de Şanlıurfa/Siverek’te on dört yaşındaki kız çocuğunun,görme engelli dayısının ve abisinin cinsel saldırısına maruz kalarak bir kız çocuğu doğurduğunu öğreniyoruz.2018’de Antalya’da kanser hastası olan bir annenin kemoterapiye gittiği günlerde dört buçuk yaşındaki kızını istismar eden babanın haberlerine tanık oluyoruz.

2009’da Hindistan’da öz kızlarına cinsel istismarda bulunan baba ömür boyu hapisle yargılanırken, ABD’de 2012’de bir baba ve kızının yaşadığı ensest ilişki sonucu doğan bebek onlardan alınarak,baba ve genç kız ise tutuklanıyor.

2017’de İngiltere’de ise anne –babasının kardeş olduğunu kendisinin ensest ilişki sonucu dünyaya geldiğini öğrenen 37 yaşındaki kadının haberlerine de tanık oluyoruz.Yani ensesti her yerde görebiliyoruz yapılması gereken coğrafyayla  ilişkilendirmek değil durdurulması için neler yapıldığı ve yapılacağıdır.Burada dünya genelinde yapılan hukuki yaptırımlara da dikkat çekmek istiyorum.Hindistan’da ensest mağdurları koruma altına alınıyor,suçlu ise ömür boyu hapisle yargılanıyor. ABD’de ensesti yaşayanlar tutuklanıyor ve psikolojik desteklerle durumun nedeni çözülmeye, giderilmeye çalışılıyor. Amaç sadece ceza vererek durumu önlemeye çalışmakla sınırlandırılmamalı çünkü bu yöntem de ensesti durdurmak için yetersiz kalabiliyor. Ensesti uygulayana sadece ceza verilerek işin içinden çıkılmıyor. Ceza verilen kişilere psikolojik yöntemlerle durumun sebebi araştırılmalı ve çözülmesi için de neler yapılabileceği üzerinde durulması gereklidir.

Peki Türkiye’de ne yapılıyor? Ensest mağduru susturuluyor, dövülüyor, hakaretlere, iftiralara maruz kalıyor yeterince korunmuyor. Suçlu ise gözaltına alınıp serbest bırakılıyor veya çeşitli sivil toplum kuruluşlarının ve sosyal medyanın çabasıyla tekrar tutuklanıyor ancak aferin der gibi bir süre sonra tekrar serbest bırakılıyor. Neden bu eksik yaptırımlar? Mesela ensest suçlularına ömür boyu hapis cezası verildiğini duyduk mu? Ensest mağdurlarının başlarına bir şey gelmeden ve geldikten sonra, onlara atılan iftiralar da dahil yeterince korunduğunu gördük mü? Dayak yemelerini, öldürülmelerini engellemeye çalıştık mı, dünyaya gelmek zorunda kalan bebeklerin engelli doğmasını veya doğduktan sonra ölmesini engelleyebildik mi? “Onları dışlamaktan, sakın anlatma, ayıp, iftira atıyorsun!” gibi sözlerden vazgeçtik mi veya vazgeçecek miyiz? Bu soruların cevabı ne yazık ki “hayır!” Biz; televizyonda sadece tanınmış ve medyatik kişilerin (Murat Başoğlu ve yeğeni Burcu Kabadayı) yaşadığı ensesti masalara yatırıp magazin malzemesi haline getirenlere seyirci olduk, sadece o ilkmiş gibi hayretlere düştük, kınadık. Peki Murat Başoğlu ve Burcu Başoğlu ilk miydi? Sanki hiç yaşanmamış bir durumdu da ondan mı ünlü bir kişinin ve yeğeninin yaşadıkları iğrençliği ısıtıp ısıtıp konuştuk. Bunun öncesinde adını bilmediğimiz sayısız ensest mağduru vardı zaten ve halen de var. Peki onlara ne olacak, onların sesini medya, yargı ve kolluk kuvvetleri ne zaman duyacak? Biz bu yazıları okurken bile eminim ki bir yerlerde halen bu durum yaşanıyor. Düşünün medyada bahsettiklerim ve benzeri kişiler hariç, ne zaman konuşuldu ensest konusu? Çirkinlikler neden kapatıldı? Televizyonda gereksiz nice yayınlar yapılırken neden bu konular konuşulmuyor,? Asıl bu konularla ilgili acilen eğitici programlar yapılması gerektiği taraftarıyım. Basın ve medyanın bu yönde çalışmalar yapmasının faydalı olacağı kesin.

Ailelerin de çocuklarını yetiştirirken verdiği eğitim çok önemli. Çocukla o konuşulmaz, bu konuşulmaz diyerek çocuğun içindeki yanlış algılamaların onlar büyüdükçe büyümesine neden oluyorlar, sonra da bu çocuk neden böyle yaptı acaba? Henüz bebeklik dönemindeki çocuğunun cinsel organına dokunarak aklınca çocuğu güldürmeye çalışıp asıl kendilerini kahkahalara boğan aileler(bir yandan bu da kendileri için tatmin duygusu olsa gerek!) geleceğe sapık ruhlu bir nesil yetiştirdiklerini nedense düşünmüyor.

Ayrıca eğitim kurumlarında çocuklara cinsel bilgilerin verilmesi gerekir,bu konu sadece cinsellik de değil bireyin manevi yönünü ve ahlaki yönünü törpüleyen bir konudur.

Ensest mağdurları sadece mağdur olarak yaşadıklarıyla hafızalara kazınmamalıdır. Kesinlikle susturulmamalı sonuna kadar haykırmalıdır ve her türlü korunmalıdır. Buna maruz kalan değil bunu yaşatan utandırılmalıdır. Gördüğümüz gibi ensest yer, makam, yaş, ekonomik düzey dinlemez! Ensest kendini her yerde,her şekilde gösterir. Evinize gelen konuk bir akrabanız, öz babanız,  öz ablanız,kardeşiniz, kuzeniniz hastalığınızdan veya hiçbir sebep olmaksızın herhangi bir şeyden faydalanarak vücudunuza dokunabileceği gibi geceleyin kapınızı açmaya çalışarak da gösterebilir iğrençliğini. Bunu bir bölgeyle veya tanınmış kişilerle gündeme getirerek, binlerce olay içerisinden sadece bir tanesini ilk kez duyuyormuşuz gibi bir linç kampanyasına dönüştürmek kendini kandırmaktan başka bir şey değildir.

Türkiye’de enseste doğu-batı; zengin-fakir, statü sahibi – işsiz veya geçimini başka işlerle karşılayan” diye nitelemeler yapılarak nedenler aranırken, sadece belli coğrafyalarda olabileceği vurgulanırken(!!!) (Türkiye Ensest Atlası’nın çalışmalarına bakılabilir),çıkarılan ensest raporları engellenirken; diyanetten mezhebe göre ensestin olabileceğine gerekçeler gösterilerek normal olduğuna dair fetvalar yayınlanırken(!?); genelde beğenilmeyen, gâvur denip ötekileştirilen(!) yerden yere vurulan ülkeler ise ensest ilişki yaşayanlara tutuklama, ömür boyu hapisle yargılama, suçluyu normal bir insan dönüştürme ve mağdurları en iyi şekilde hayata döndürme çabasıyla gündeme gelmekte.

Gözaltına alınıp serbest bırakılan failler; ensest verilerini azaltmayacak, olayları durdurmayacak, ensest sonucu tuvaletlerde doğurulup öldürülen bebek ölümlerini azaltmayacak, ensesti yaşadığı için intihara kalkışan, ölen insan sayısında düşüş sağlamayacak, ölümden dönen sayısız insanın nefes alıp verdiği sürece yaşadığı travmaları da unutturmayacak. Aksine suça teşvik etmeye devam edecek. Bana göre failler ağır yaptırımlarla cezalandırılmalı ve tedavi edilmelidir. Ancak ne yazık ki yasamızda enseste dair net bir suç tanımı bulunmamaktadır. TCK’da ensest, yetişkinler açısından da on sekiz yaş altına istinaden de cinsel saldırı ve istismar suçu olarak belirtilmemiştir. Sadece cinsel saldırı (TCK md.102), cinsel istismar (TCK md.103) ve reşit olmayanlarla cinsel ilişki (TCK md.104)  suçu bakımından cezayı ağırlaştıran nitelikli bir hal olarak düzenleniyor. Ve diğer cinsel suçlardan farklı olarak herhangi bir fiziksel içermemesi durumunda hüküm gerekçesinde belirtilen cinsel taciz suçu bakımından (TCK md.105) de tacizin aile içi ilişkinin sağladığı kolaylıktan faydalanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi cezayı ağırlaştıran bir hâl kabul ediliyor. Ensest gibi iğrenç bir durumun yasada karşılığının olmaması, utancın sonudur ve asıl büyük sorundur. İlkin yasanın suçlu için ve mağdur için açık bir şekilde düzeltilmesi gerekir. Mağdurların hiçbir şekilde, hiç kimseden korkmayarak cesaretlendirilmesi, haykırması ve devlet tarafından her türlü destek verilerek yaşama döndürülmesi gerekir.

Sonuç olarak diyebiliriz ki ensest rıza ile yaşanabildiği gibi kişinin rızası dışında da yaşanıyor. Birey olarak ve toplum olarak yapmamız gereken, insanlığımızı ve değerlerimizi korumak için, yaş oranı kundaktaki bebeğe düşmüş olan ensesti, her şeyi göze alıp durdurmak, hukuki ve manevi anlamda bunun önüne geçmek için her türlü mücadeleyi verip, her şartta seferber olarak ensestin sesi olmaktır.

ENSEST’İ HAYKIRARAK DURDURACAĞIZ!

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: